Günün anketi

Sifonistler söz sahibi!

Autoren

Cengiz Kulaksiz

HVAC sektöründe 1997 yılında çalışmaya başladığımdan ve 2008 yılından bu yana müşterilerimle her gün doğru drenajı tartıştığımdan, deneyimlerimi burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Aynı zamanda, Avusturya standardizasyon komitesinin uzun süredir üyesi olarak, bina drenajında gelecekteki zorluklar hakkında kendimi bilgilendiriyorum.

Bülten

Evet, ben de bir sifonist olmak istiyorum

Yeni bültenden ve bilgilerden haberdar olmak için bültene ücretsiz abone olmak istiyorum.

Yapı Hasarlarının %90’ına Neden Olan Kritik %1; Su Hasarları

Su, bir yapının taşıyıcı sisteminin en büyük düşmanıdır. Tüm yapısal hasarların yaklaşık yarısı nem etkilerine bağlanmaktadır. Özellikle risk altında olan alanlar, yalıtım yüzeyinin yalnızca %1’ini oluşturan; geçişler, penetrasyonlar ve bağlantı detaylarıdır, özellikle boru geçişleri.

Bu teknik makale, ÖNORM B 3692’ye uygun yapı su yalıtımının temel esaslarını açıklamakta, tipik hasar mekanizmalarını tanımlamakta ve HL800 serisi ile HL804H gibi modern çözümlerin günümüzde boru geçişlerinde güvenli, standarda uygun ve planlanabilir sızdırmazlık sağladığını ortaya koymaktadır.

Su yalıtımı yapı ömrünü neden belirler?

Su, inşaatta her yerde bulunur ve aynı zamanda yapısal hasarların en yaygın nedenlerinden biridir. Binalardaki tüm kusurların %50’sine kadarı doğrudan veya dolaylı olarak neme bağlanabilir (Kaynak: derStandard Bauschadensbericht). Özellikle kritik olan nokta şudur; nem birçok durumda yapı elemanlarının içine fark edilmeden nüfuz eder ve ancak çok daha sonra görünür hâle gelir.

Planlamacılar, yükleniciler, uygulayıcılar ve bina sahipleri için bu, su yalıtımının yalnızca tamamlayıcı bir detay değil, yapı korumasının temel bir bileşeni olduğu anlamına gelir.

En hassas alanlar, farklı yapı bileşenlerinin ve uygulama disiplinlerinin bir araya geldiği yerlerdir; bağlantılar, geçişler, derzler ve özellikle boru geçişleri. Bunlar, yalıtım yüzeyinin yalnızca küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen hasarların büyük çoğunluğuna ve dolayısıyla en yüksek yenileme maliyetlerine neden olur.

Bu nedenle, nemin en baştan yapı içine girmesini önlemek için dikkatli ve sistematik detay planlaması büyük önem taşır.

Ne tür hasarlar neden oluşur?
Neme bağlı hasarlar genellikle iki şekilde ortaya çıkar. Bunlardan biri, örneğin sel, geri tepme, basınçlı su veya boru arızaları nedeniyle oluşan ani su girişidir. Bu tür hasarlar hemen fark edilir ve nispeten kolay tespit edilir.

Çok daha kritik olan ise kademeli nem girişidir. Neminin borular boyunca kılcal hareketle ilerlemesi, döşeme yapıları içine sızması, küf oluşumu veya korozyon gibi süreçler çoğu zaman uzun süre fark edilmeden gelişir ve ciddi dolaylı hasarlara yol açar.

Bir yapının ne ölçüde etkileneceği büyük ölçüde yapı türüne bağlıdır. Ahşap ve hafif yapı sistemleri özellikle hassastır; yığma yapılar suyu kılcal etkiyle taşır ve donatılı beton bile donatının korozyona uğraması nedeniyle zarar görebilir. Su geçirmez beton dahi, özellikle bağlantı ve geçiş noktalarında risk altındadır.

Su yalıtım sistemi başarısız olduğunda, onarım genellikle karmaşık olur. Yapı elemanlarının açığa çıkarılması, kurutulması ve farklı disiplinler tarafından yeniden inşa edilmesi gerekir. Çoğu zaman yenileme maliyetleri, erken aşamada dikkatle planlanmış bir su yalıtımının maliyetini fazlasıyla aşar.

En iyi onarım, hiç gerekmeyen onarımdır.

Yapının hangi bölümlerinde su yalıtımı yapılmalıdır?
Bir binada suyun içeri girebileceği çok sayıda potansiyel zayıf nokta vardır:

  • Temel döşemesi ile duvar arasındaki geçişler
  • Bodrum duvarları
  • Temeller
  • Yatay ve düşey bağlantılar
  • Teraslar
  • Çatılar
  • Tüm geçişler, özellikle drenaj, su, elektrik veya kablo tesisatına ait boru geçişleri


Bu noktaların her biri, standartlara uygun şekilde planlanıp uygulanmadığı takdirde nem için potansiyel bir giriş noktası oluşturur.

DIN 18531 çatı yalıtımını ele alırken, DIN 18534 yapı içindeki su yalıtımını düzenler. Toprakla doğrudan temas eden yapı elemanları için ise DIN 18533 belirleyicidir. Özellikle yapı ile zeminin birleştiği yerlerde nem yükü en yüksektir ve kalıcı olarak işlevini sürdürebilen bir yalıtım sistemi için gereklilikler buna bağlı olarak oldukça yüksektir.

Şekil 1: Su yalıtımıyla ilgili standartlar

DIN 18533: Toprakla temas eden yapı elemanlarının su yalıtımı için temel standart

DIN 18533, toprakla temas eden yapı elemanlarına etki eden su ve nem yüklerini tanımlayan dört yük durumunu belirler. Doğru yük durumunun belirlenmesi, su yalıtımı tasarımındaki en önemli adımlardan biridir; çünkü hangi yalıtım sistemlerinin, malzeme kalınlıklarının ve katman yapılarının gerekli olduğunu bu belirler.

Durum 1 – Zemin nemi

Zemin nemi, toprakta yalnızca kılcal nem bulunduğunda ve suyun birikmeden sızarak uzaklaşabildiği durumlarda söz konusudur. Bu durumda su yalıtım sistemleri esas olarak nem bariyeri işlevi görür. Genellikle iki katlı bitümlü yalıtım sistemleri veya uygun plastik membranlar yeterlidir. Bununla birlikte, bağlantı noktaları, su basman (plint) bölgeleri ve boru geçişleri yine de profesyonel şekilde uygulanmalıdır.

Durum 2 – Basınçsız sular

Basınçsız su, örneğin kohezyonlu veya düşük geçirgenliğe sahip zeminlerde olduğu gibi, suyun hidrostatik basınç oluşturmadan yapı elemanına ulaşması durumunda ortaya çıkar. Geçiş noktaları ve boru geçişleri dikkatle planlanmalıdır; çünkü yanal yönden nüfuz eden nem özellikle bu noktalardan içeri girmeye eğilimlidir.

Şekil 2: Toprak nemi ve basınçsız su içeren yük durumu

Durum 3 – Basınçlı sular

Basınçlı su, suyun su yalıtım sistemi üzerinde kalıcı veya geçici olarak hidrostatik basınç oluşturduğu durumlarda söz konusudur. Bu nedenle yalıtım sistemlerinin özellikle basınca dayanıklı, çok katmanlı ve geçiş noktalarında hareketlere karşı dirençli olması gerekir.

Su geçirmez beton yapılarda dahi, bağlantı noktaları ve boru geçişlerinde ilave önlemler gereklidir; çünkü beton tek başına sürekli ve kesintisiz bir sızdırmazlık sağlayamaz.

Şekil 3: Basınçlı su ile yük durumu

Bir yapının su geçirmez betondan yapılmış “beyaz tank”, “siyah tank” veya her iki sistemin bir kombinasyonu olarak inşa edilip edilmeyeceği büyük ölçüde yük durumuna bağlıdır. Su geçirmez beton yapılarda bile, bağlantı noktalarında ve geçiş yerlerinde ek önlemler gereklidir, çünkü beton tek başına tam bir sızdırmazlık sağlayamaz.

Durum 4 – Radon Gazı

Radon, toprakta doğal olarak oluşan, görünmez, kokusuz ve radyoaktif bir soy gazdır. Gözenekler, çatlaklar ve boşluklar aracılığıyla yüzeye yükselebilir ve toprakla temas eden yapı elemanlarındaki derzler veya boru geçişleri gibi sızdırmaz olmayan noktalardan binaların içine girebilir.

Radon, bina kullanıcıları için ciddi bir sağlık riski oluşturur ve sigaradan sonra akciğer kanserinin önde gelen nedenlerinden biri olarak kabul edilir. Kullanıcıları korumak için, radon girişinin hava akımına (konveksiyona) karşı sızdırmazlık sağlayan önlemlerle engellenmesi gerekir.

Önemli bir husus şudur: Suya karşı yapılan yalıtım, radona karşı otomatik olarak koruma sağlamaz.

Su yalıtımı katmanındaki kritik noktalar

DIN 18533 açıkça göstermektedir ki nem hasarlarının çoğu geniş yalıtım yüzeylerinde değil, detay noktalarında meydana gelir. Temel döşemesi ile duvar arasındaki geçişler, köşeler, kademeler, yükseltiler ve özellikle boru geçişleri kritik alanlardır.Çünkü burada farklı malzemeler, hareketler ve yükler bir araya gelir.

Boru geçişleri özellikle kritiktir; zira yalıtım tabakasını kesintiye uğratırken aynı zamanda birden fazla uygulama disiplininin kesişim noktasını oluştururlar.

Doğaçlama çözümler çoğu zaman hasara yol açar; çünkü ne yeterince basınca dayanıklıdır ne de hava akımına (konveksiyona) karşı sızdırmazdır. Bu nedenle standart, yalıtım tabakasına kalıcı ve sızdırmaz bir bağlantı sağlanmasının gerekliliğini özellikle vurgular.

Boru geçişlerinin farklı yük durumlarındaki uygulamaları

Boru geçişlerine yönelik gereklilikler, yük durumuna bağlı olarak önemli ölçüde farklılık gösterir. Temel olarak, dış bodrum duvarlarındaki yatay geçişler ile temel döşemesi üzerinden yapılan düşey geçişler arasında ayrım yapılır.

1. Yatay boru geçişleri – bodrum dış duvarı (“siyah küvet” sistemi)

Yatay döşenen atık su, temiz su veya enerji hatları gibi borular, dış cephe su yalıtımına güvenli şekilde entegre edilmelidir.

Toprakla temas eden duvarlardaki yatay boru geçişlerinde, yetersiz şekilde sızdırmazlık sağlanmış bağlantılar nedeniyle suyun yapı içine sızma riski yüksektir. Şantiyede ustalar tarafından uygulanan geleneksel çözümler büyük ölçüde uygulamayı yapan kişinin gösterdiği özen ve dikkate bağlıdır ve tekrarlanabilir bir kalite sunmaz. Küçük uygulama hataları veya hatalı bağlantılar bile suyun yalıtımın arkasına geçmesine neden olabilir. Bu da uzun vadede duvar, yalıtım ve yapı taşıyıcı sistemi üzerinde hasara yol açar.

Şekil 4: Profesyonel şekilde uygulanmış boru contası (HL800) ile yatay boru geçişi
Şekil 5: Yetersiz sızdırmazlığa sahip yatay boru geçişleri

HL800 serisi, bu uygulama için ideal olarak tasarlanmıştır ve bodrum dış duvarlarındaki yapı su yalıtımına standartlara uygun bağlantı sağlamak amacıyla fabrikada kaynaklanmış bitümlü bir membrana sahiptir.

Zemin nemi ve basınçsız su:

HL800 herhangi bir kısıtlama olmaksızın kullanılabilir. Sızdırmazlık ve bağlantı güvenliği garanti altındadır.

Basınçlı su:

HL800 boru contası 0,6 bar’a (≈ 6 m su sütunu) kadar başarıyla test edilmiş ve uygulamada kendini kanıtlamış olsa da basınçlı suya karşı kullanımlarda şu anda ürün standartlarına tam olarak uygun değildir; çünkü standartta tanımlanmış bir flanş geometrisine (metalik, gevşek sabitlenmiş flanş konstrüksiyonu) sahip değildir.

HL800 boru contası bu tür durumlarda yine de kullanılabilir; ancak tüm yalıtım detaylarında olduğu gibi, planlama aşamasında ilgili standart gereklilikleri ve projeye özgü sınır koşulları mutlaka dikkate alınmalıdır.

Şekil 6: Bitüm yaka üzerinde alevle işlem uygulaması
Şekil 7: HL800 boru contasının uygulanması
Şekil 8: HL800.2 çift boru contasının montajı
Şekil 9: HL801 çoklu boru geçişi dâhil olmak üzere HL800 boru contasının montajı

Radon:
HL800 boru contası radon sızdırmazlığı açısından test edilmiştir ve radon bulunan alanlarda kullanım için uygundur.

2. Düşey boru geçişleri – temel plakaları / iç mekân alanı

Şekil 10: Düşey boru geçişlerine sahip dökülmüş temel plakası

Düşey geçişler özellikle hassastır; çünkü yatay yalıtım seviyesini kesintiye uğratırlar ve nemi boru boyunca kılcal etkiyle yukarı taşıyabilirler. Geleneksel olarak düşey boru geçişleri, temel plakalarına KMB (polimer modifiyeli bitümlü kalın kaplama) veya likit plastiklerle yalıtılır (bkz. görsel). Ancak bu yaklaşım ne sistematiktir ne de planlanabilir; çünkü her detay şantiyede ayrı ayrı oluşturulur ve büyük ölçüde uygulamayı yapan ustanın becerisine bağlıdır. Ayrıca, profesyonel bir yalıtım için yalıtım malzemesinin boru üzerine doğru yukarı çekilmesi gerekir. Bu ise zaman alıcı bir işlemdir ve özellikle döşeme yapısının yüksekliği yetersiz olduğunda, uygulamada çoğu zaman doğru şekilde gerçekleştirilemez.

Şekil 11: Yetersiz sızdırmazlığa sahip düşey boru geçişi

Durumu daha da kötüleştiren bir diğer husus ise, boru kılıflarının çoğu zaman beton döşeme ile sıfır seviyede gömülmesi ve borunun ancak daha sonra yerleştirilmesidir. Bu durum, beton imalatı, su yalıtımı ve boru montajı arasında bir boşluk oluşturur. Bu da sızıntılar ve sonrasında oluşabilecek nem hasarları için klasik bir risk kaynağıdır.

HL804H boru contası, tam olarak bu uygulama için geliştirilmiştir ve güvenli bir bağlantı sağlamak amacıyla bir TPE dudak contayı bitümlü bir manşon ile birleştirir.

Zemin nemi ve basınçsız su:
HL804H boru contası, zemin nemi ve basınçsız su durumları için tercih edilen çözümdür.

HL804H uygulama görselleri

Ayrıca HL804H, borunun manşon bağlantısından dirsek ile doğrudan çıkarılmasına imkân tanıyan düşük yapısal yüksekliğiyle öne çıkar. Bu sayede, karmaşık montaj yüksekliklerine veya sonradan yapılacak ayarlamalara gerek kalmadan boru yönü hemen değiştirilebilir.

HL804H boru contası çeşitli uygulamalar için uygundur ve hem betonla sıfır seviyede yerleştirilmiş manşonla hem de düz DN110/50 boru ile monte edilebilir.

HL804H uygulama örnekleri

Kısacası, HL804H boru contası; düşey boru geçişleri için tanımlı montaj koşullarına sahip, standartlaştırılmış, net şekilde planlanabilir ve kullanıma hazır bir sistem sunar. Sürekli yüksek kalite sağlar ve özellikle kompakt yapısal yüksekliğiyle öne çıkar. HL800 serisi de prensip olarak uygundur ve daha yüksek su basınçları için elverişlidir; ancak yapısal yüksekliği bakımından farklılık gösterir.

Basınçlı su:

Su basıncı mevcut olduğunda, su yalıtımına yönelik gereklilikler doğal olarak yüksektir. Bu yük durumu, temel plakalarındaki düşey boru geçişlerinde nadiren görülür; ancak ortaya çıktığında projeye özgü ve dikkatli bir planlama gerektirir.Bu özel durumlar için HL804H ve HL800 serisi, “basınçlı su” yük durumuna yönelik ayrı testlere sahip değildir. HL800 serisi 6 m su sütununa kadar test edilmiş ve uygulamada kendini kanıtlamış olsada, kalıcı ve güvenli bir çözüm sağlamak amacıyla tasarımın genel su yalıtım konseptiyle uyumlu şekilde koordine edilmesi gerekir.

Radon:
HL800 ve HL804H radon sızdırmazlığı açısından test edilmiştir ve bu yük durumunda, düşey boru geçişlerinde de kullanılabilir. HL804H’nin ek bir avantajı, özellikle düşük yapısal yüksekliğidir; bu sayede düşük döşeme yapılarında dahi montaj imkânı sağlar ve planlamada daha fazla esneklik sunar.

Ek çözüm HL801

HL801, HL800 sistemini tamamlar ve birden fazla hattın tek bir duvar açıklığından geçirilmesine imkân tanır. Elektrik, veri, ısıtma veya ısı pompası hatlarının birlikte yönlendirilmesi gereken durumlarda kullanılır. Entegre edilmiş önceden belirlenmiş kırılma noktaları ve uygun vidalı bağlantılar sayesinde, açıklıklar gerekli hat çaplarına esnek şekilde uyarlanabilir.

Şekil 14: HL800 serisinin HL801 ile kombinasyonu

Ayrıca www.hl.at adresinde çoklu boru geçişleri için pratik bir hesaplama aracı da mevcuttur. Bu araç, doğru ürün numaralarını seçmenize yardımcı olur ve boru çaplarınıza uygun kombinasyonu hızlı ve güvenilir şekilde belirlemenizi sağlar.

Tablo 1: HL’den yük durumları ve uygun çözümler

Yapı elemanı / Montaj konumu

Durum

Uygun ürünler

Not

Bodrum duvarı yatay boru geçişi

Zemin nemi ve basınçsız su

HL800-Serisi, HL801

Kısıtlama olmaksızın kullanılabilir

Basınçlı su

HL800-Serisi,

HL801

Test edilmiştir, ancak standartlara uygun gevşek/sabit flanş konstrüksiyonuna sahip değildir

Radon

HL800-Serisi, HL801

Test edilmiş ve sertifikasyonlu

Temel plakası düşey boru geçişi (iç mekân alanı)

Zemin nemi ve basınçsız su

HL804H, HL800-Serisi, HL801

Düşük montaj yüksekliği nedeniyle HL804H önerilir

Basınçlı su

HL800-Serisi, HL801

Test edilmiştir fakat norm standartı yoktur

Radon

HL804H, HL800-Serisi, HL801

Test edilmiş ve sertifikasyonlu

 

Sonuç

Bir binanın su yalıtımı, kullanım ömrü ve işletme güvenliği üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Yalıtım hataları yalnızca yüksek maliyetlere yol açmakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadede tüm yapı sistemini tehlikeye atabilir. Özellikle boru geçişleri, su yalıtımının en hassas detayları olduğundan dikkatli bir planlama gerektirir.

DIN 18533, ilgili yük durumuna bağlı olarak planlama ve uygulama için net kurallar ortaya koyar. HL Hutterer & Lechner, HL800, HL801 ve HL804H boru geçiş sistemleri ile yatay ve düşey geçişler için sağlam, standartlara uygun ve sahada kendini kanıtlamış çözümler sunmaktadır. Bu sistemlerin doğru şekilde kullanılması, uzun vadede nem hasarı riskini azaltır ve kalıcı olarak güvenli bir bina kabuğu sağlar.

 

Kaynaklar:

  • DerStandard Bauschadensbericht (yukarıya bakın)
  • Austrian Standards ÖNORM B 3692
  • Austrian Standards ÖNORM B 1997
  • Synthesa Kellerfibel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir